İngiltere’nin en kısa süreli başbakanı olarak kayıtlara geçen Liz Truss, ülke ekonomisinin uzun süren bir durgunluk içinde olduğunu belirtiyor. Bu durumun temelinde, para politikalarındaki eksiklikler ve İngiliz sterlininin sürekli değer kaybetmesinin yattığını öne sürüyor. Truss’un Hazine’de edindiği deneyimler, ekonomi konusundaki görüşlerine şekil verdi.
Para Politikalarındaki Eksiklikler
Yalnızca 45 gün boyunca başbakanlık yapmasına rağmen Truss, mevcut ekonomik düzenin ve yapılaşmanın uzun yıllardır gerektiği şekilde büyüme gösteremediğini savunuyor. Bitcoin gibi kripto para birimlerinin, geleneksel finansal sisteme alternatif olarak değerlendirilebileceğini düşünüyor. Sterlingin değer kaybının ve yeni banknotların basılmasının enflasyonu artırdığına dikkat çekiyor.
“Birçok sorunun temelinde paramızın değer kaybı ve sağlam para eksikliği yatıyor. Hükümette ve akademide para üzerine ciddi bir tartışmanın olmaması, durumu oldukça endişe verici hale getirdi; para politikası konuşmak neredeyse tabuya dönüştü.”
Para politikasıyla ilgili tartışmaların hükümet ve akademi çevrelerinde yeterince ele alınmadığını, bu durumun ekonomiye olan etkilerinin beklenenden daha derin olabileceğini belirtiyor. Truss, para konusunun adeta bir tabu haline geldiğine işaret ediyor.
Zayıflayan Mali Bağımsızlık
Artan merkezileşmeye karşı çıkan Truss, mevcut ekonomik düzenin kişisel mali bağımsızlığı kısıtladığına inanıyor. Özellikle yüksek vergiler, karmaşık düzenlemeler ve enerji maliyetlerinin girişimciliği engellediğini dile getiriyor. Devletin ekonomi üzerindeki artan müdahalesinin ise uzun vadede gerilemeye sebebiyet verdiğini iddia ediyor.
Kendi başbakanlık dönemi sırasında uygulamaya koyduğu bütçe politikalarının ardından yaşanan ekonomik çalkantılar için, bu krizlerin mevcut sistemik zayıflıkları açığa çıkardığını ve özellikle kaldıraçlı emeklilik fonlarıyla ilgili riskleri gün yüzüne çıkardığını belirtiyor.
Gelecek Planları
Başbakanlık görevinden ayrıldıktan sonra siyasette yeni bir rota çizen Liz Truss, halkın “egemenlik ve özgürlük” taleplerine uygun yeni girişimler planlıyor. Bu kapsamda düzenlemeyi hedeflediği CPAC UK adlı konferans, çeşitli kesimleri bir araya getirerek toplumsal dayanışmayı artırmayı amaçlıyor. Truss, ülkenin ciddi ekonomik reformlara ihtiyaç duyduğuna inanıyor ve bu değişikliklerin ancak yenilikçi çözümlerle sağlanabileceğini savunuyor.
Ülke ekonomisinin daha iyi bir durumda olabilmesi için köklü yapısal değişikliğin gerekli olduğunu belirten Truss, mevcut ekonomik sıkıntıların yalnızca geçici çözümlerle giderilemeyeceğini ifade ediyor. İngiltere için iki yol olduğunu belirtiyor: Bir çıkmaz içine girebilir ya da radikal reformlar gerçekleştirebiliriz.

