Dünyanın en büyük restoran zincirlerinden Subway, 100’den fazla ülkede 37.000’den fazla şubesiyle hizmet veriyor ve finansal operasyonlarını Ripple‘ın sunduğu altyapıya taşıyarak önemli bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Subway’in bu kararı, küresel hazine yönetim sistemlerini daha verimli hale getirme planlarının bir parçası.
Planlı Finansal Dönüşüm
Bu teknoloji geçişi, aslında uzun süredir planlanan bir finansal değişimin sonucu. Subway, 2019 yılında GTreasury ile iş birliği yaparak finansal operasyonlarını merkezi bir yapı altında toplama hedefi koymuştu. GTreasury’nin Ripple ile birleşmesi, Subway’in altyapısının yeni bir ekosisteme taşınmasına olanak sağladı.
Yeni oluşturulan platform, gerçek zamanlı para akışı kontrolü, otomasyon ve bankalar arası verimlilik artırma odaklı çalışıyor. Bu da ödeme süreçlerinin %90’a yakınının otomatik hale gelmesini ve para akışı şeffaflığının %98 oranına ulaşmasını sağladı.
Ripple ve GTreasury’nin Stratejik Birleşmesi
2025 yılında Ripple, GTreasury’yi 1 milyar dolar karşılığında bünyesine kattı. Bu birleşme, Ripple’ın halihazırda kullanılan entegre bir hazine yönetim platformuna sahip olması anlamına geldi ve sıfırdan bir sistem kurma ihtiyacını da ortadan kaldırdı.
Subway, bu süreçte operasyonel banka hesaplarının sayısını 450’den 350’ye indirdi ve farklı bankalarla olan ilişkilerini basit bir yapıda topladı. Bu adımlar, büyük ölçekli şirketlerin bankacılık işlemlerini sadeleştirerek daha bütünleşik hale getirme eğilimini güçlendiriyor.
Geleneksel ve Blokzincir Tabanlı Sistemlerin Harmanı
Ripple Treasury altyapısı, geleneksel bankacılık ve blokzincir ödeme ağlarını bir araya getiriyor. Sistem, SWIFT gibi uluslararası ödeme altyapılarına entegrasyon kolaylığı sağlamak için geliştirilmiş durumda. Subway, böylece yıllık yaklaşık 400 bin işlemi merkezi ve otomatik bir düzende yönetebiliyor.
Büyük kurumsal firmalar da giderek Ripple ile uyumlu hazine uygulamalarını denemeye ve entegrasyon alanlarını genişletmeye başladı. Artık finansal inovasyon, bireysel kullanıcılardan çok, şirketler arası mali süreçleri hızlandırıcı etkisiyle dikkat çekiyor.
“Kurumsal hazine ortamlarında asıl değişim hype kavramının ötesinde verimlilik temelli, gerçek zamanlı ve otomatik yönetim modellerine kayıyor. Subway’in de dahil olduğu bu geçiş, hızlı bir değişimden ziyade yıllardır sessiz şekilde büyüyen bir dönüşümün hızlanması anlamına geliyor.”
Subway’in deneyimi, blokzincir ekosistemiyle klasik bankacılık süreçlerinin birleştirilmesinin, kurumsal finansman çözümlerinde nasıl etkin sonuçlar doğurabileceğine dair örnek sunuyor. Bu tür gelişmeler, benzer yapıya sahip çok uluslu şirketler arasında hızla yaygınlaşma potansiyeli taşıyor.

