Web3 araştırma şirketi Tiger Research, Asya’da dokuz ülkeyi kapsayan bir rapor yayımlayarak, kripto para yatırımındaki eğilimleri inceledi. Rapora göre, kurumsal yatırımcıların kripto paraya ilgisi artarken, bireysel yatırımcıların dikkatinde bir azalma görülüyor.
Kurumsal Yatırımcıların Artan Etkisi
Amerika Birleşik Devletleri’nde 2024’te onaylanan spot Bitcoin ETF’leri, kurumsal sermaye akışını artırdı. Ancak, bireysel yatırımcılar piyasaya daha az ilgi gösteriyor ve piyasadaki altcoinlerin yüksek getirisine olan inanç azalmış durumda.
Rapora göre, kripto varlıklara ilgi gösterip yatırım yapmayan “crypto-curious” grubunun gelecekte önemli bir etki yaratacağı belirtiliyor. Düzenleyici belirsizlik, güvenlik riskleri ve vergi yükü gibi unsurlar, bu grubun piyasaya girişini kısıtlayan temel etmenler arasında.
Asya odaklı analizlerle bilinen Tiger Research, Web3 ve dijital varlık ekosistemine yönelik çalışmalarıyla tanınıyor. Bu yeni rapor, Asya piyasalarındaki yatırımcı davranışlarına ışık tutuyor.
Bölgesel Düzenlemeler ve Yatırımcı Dinamikleri
Kuzeydoğu Asya’da, düzenleyici çerçeveler hızla gelişiyor. Güney Kore’nin kripto para hacmi artarken, vergi uygulamalarının başlaması halinde işlem talebi azalabilir. Japonya’da ise yatırımcılar için ağır vergi yükleri bulunuyor.
Japonya’da kripto kazançlarına yönelik yüzde 55’e varan yüksek vergilerin, Nisan 2026’da yüzde 20’ye indirilmesinin önemli bir dönüm noktası olabileceği öngörülüyor. Hong Kong’da ise düzenlemeler hazır ama bireysel yatırımcılar için erişim kısıtlı.
Güneydoğu Asya’da ise kripto benimseme süreçleri farklı ilerliyor. Tayland vergi muafiyetleri sunarken, Vietnam yasal düzenlemeler yapıyor ve Filipinler güvenlik sorunları ile karşı karşıya. Bu bölgede kurumsallaşma hâlâ başlangıç aşamasında.
Kripto borsaları, uyumluluk için lisans alma ve yerelleşme stratejileri geliştiriyor. Binance, 20’den fazla ülkede lisans alırken, OKX Avrupa’da genişliyor. HTX ise küresel varlığını çeşitlendirme gayretinde.
“Asya, kripto piyasasının gelecekte büyüme motoru olabilir. Bu potansiyelin hayata geçebilmesi için ülkelerin kendi benzersiz engellerine yönelik çözümler geliştirmesi büyük önem taşıyor.”

