Anthropic tarafından geliştirilen yapay zeka modeli Claude, kriptografi dünyasında uzun süredir tartışma konusu olan bir problemi çözerek dikkatleri üzerine çekti. 16 Ekim tarihli araştırma raporuna göre, Claude, NIST tarafından standartlaştırılan eliptik eğri tohumlarının kökenlerini yaklaşık yarım saatlik bir süreçte yeniden üretebildi. Bu durum, geçmişte bu parametrelerin nasıl oluşturulduğu hakkındaki şüpheleri yeniden gündeme getiriyor.
Ripple yöneticisinden temkinli açıklama
Ripple‘ın mühendislikten sorumlu yöneticisi J. Ayo Akinyele, bu bulguların büyük önem taşıdığına dikkat çekti. Şirket, sınır ötesi ödemelerle ilgili teknolojiler geliştirirken, kriptografi alanındaki yenilikleri yakından takip ediyor. Akinyele, Claude’un ulaştığı sonucun, yönteminin sadeliği kadar etkileyici olduğunu belirtti.
J. Ayo Akinyele, NIST EC tohumlarının kökenine yapay zekanın ışık tutmasını son derece anlamlı bulduğunu ve parametrelerin Unix zaman damgasıyla beslenen lrand48 rastgele sayı üreteciyle oluşturulduğunun anlaşılmasının güçlü bir açıklama sunduğunu belirtti.
Akinyele, yapay zekanın bu bulgusunun, kriptografik standartların kökenine dair yeni ve güçlü doğrulamalar sağladığını ifade etti. Yapay zekanın, daha önce yanıt bulamayan kriptografik meselelerde de kullanılabileceği görüşünü de ortaya koydu.
NIST eğrileri üzerindeki şüpheler
Araştırmanın merkezinde, ABD Ulusal Standartlar ve Teknoloji Enstitüsü (NIST) tarafından standartlaştırılan eliptik eğri parametreleri yer alıyordu. Yıllar boyunca, özellikle kamuya açıklanmayan tohum değerleri nedeniyle bu parametrelerin kasıtlı olarak zayıflatılmış olabileceği yönünde tartışmalar bulunuyordu.
Claude’un araştırmasına göre, eliptik eğri parametrik P-192, P-224, P-256, P-384 ve P-521 için kullanılan tohumlar, eski C programlama dillerinde yer alan lrand48 sözde rastgele sayı üreteci kullanılarak oluşturuldu. Bu eğriler, ECDSA (Eliptik Eğri Dijital İmza Algoritması) standartlarının önemli bir parçası kabul ediliyor.
Kriptografi için anlamı
Bu çalışma, ECDSA algoritmasına karşı bir güvenlik açığı tespit etmiş olmamakla birlikte, söz konusu NIST eğrilerinin kasıtlı olarak zayıflatıldığı yönündeki teorilerin geçerliliğini yitirdiğini gösteriyor.
Anthropic, bulguların tüm seçim sürecini tam olarak açıklamadığını, bazı taban noktalarının neden seçildiği ve bazı uygun aday eğrilerin neden elendiği konularında belirsizliklerin sürdüğünü kaydetti.
Ancak, sürecin detaylarının tam olarak netleşmemiş olması ve özellikle bazı taban noktalarının neden tercih edildiği ile ilgili hala soruların mevcut olması dikkat çekici. Yapay zekanın, sadece içerik üretimi veya otomasyon alanında değil, aynı zamanda teknik ve tarihsel problemlerin incelenmesinde de etkin bir araç olabileceği ortaya çıkmış durumda. Bu sonuç, kriptografi araştırmacıları için yerleşik kabullerin yeniden gözden geçirilebileceği yeni bir dönemi işaret ediyor.

