Bitcoin, yılın ilk aylarında ciddi bir düşüşle dikkatleri üzerine çekerken, geleneksel borsalar bir süre bu dalgalanmayı hissetmedi. Yılbaşında yaklaşık olarak 90.000 dolar seviyesinde olan BTC, hızla değer kaybederek 60.000 dolara kadar geriledi. Bu süre zarfında Amerikan borsaları güçlü bir performans sergiledi ve önemli endeksler rekor seviyelere yakın işlem gördü.
Borsa ve Tahvil Piyasalarındaki Gelişmeler
Ancak, 28 Şubat’ta patlak veren İran savaşı ve yükselen enflasyon kaygılarıyla birlikte durum değişmeye başladı. Amerikan Merkez Bankası’nın faiz indirimine yönelik umutlar zayıflarken, ABD tahvil getirileri yükselişe geçti. 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,41 ile 1 Ağustos’tan bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Tahvil faizlerindeki bu yükseliş, uzun vadeli faizlerde 48 baz puan, kısa vadeli faizlerde ise 57 baz puanlık bir artışa neden oldu. Tahvil getirileri, ekonominin borçlanma maliyetlerini etkileyerek finansman koşullarını zorlaştırıyor ve hisseler üzerinde baskı oluşturuyor.
Bu gelişmelerin etkisiyle teknoloji ağırlıklı Nasdaq vadeli kontratları 23.890 puana, S&P 500 vadeli işlemleri ise 6.505 puana kadar düştü.
Bitcoin ve Riskli Varlıklar Üzerindeki Etkisi
Bitcoin’deki erken düşüş, hisse senetlerindeki zayıflığın öncülü olabileceği düşüncesini gündeme getirdi. Bu durum, Bitcoin’in riskli piyasalar için bir öncü gösterge olabileceğini işaret ediyor ve piyasa oyuncuları özellikle borsaların kapalı olduğu dönemlerde BTC hareketlerini dikkatle izliyor.
Fiyat grafiklerindeki benzer yapılar, hisse senetlerinde daha büyük bir düzeltme olabileceğine işaret ederken,
Bitcoin’in riskli varlıklar arasında ön planda olduğu ve sert düşüşünün daha geniş bir piyasa hareketinin başlangıcı olabileceği ifade ediliyor.
Bitcoin’in yıl başındaki düşüşünün ardından son haftalarda daha kararlı bir aralıkta dalgalandığı gözlemleniyor. 65.000 ile 75.000 dolar bandında işlem gören Bitcoin, daha dar bir fiyat aralığı içinde hareket ediyor.
Opsiyon piyasasında ise riskten kaçınma eğiliminin arttığı ve koruma amaçlı put opsiyonlarına olan talebin rekor kırdığı görüldü. Bu eğilim, yatırımcıların piyasalardaki aşağı yönlü risklere karşı temkinli bir duruş sergilediğini göstermektedir.

