2026’nın Şubat ayında, altının ons fiyatının 5.000 dolar eşiğini aşmasıyla birlikte İran’daki çatışmalar, Dubai üzerindeki altın sevkiyatlarında aksamalara yol açtı. Dubai, altın ticaretinin stratejik noktalarından biri olarak bilinirken, yatırımcılar likidite ihtiyacı nedeniyle altınlarını satma yoluna gitti. Bu durum, Dubai’deki altın fiyatlarında indirime neden oldu.
Fiziksel Altın Yatırımında Zorluklar
Fiziksel altın yatırımları, ekstra maliyetler ve operasyonel zorluklar içermektedir. Alım sırasında fiyatın üzerindeki prim oranı ve depolama, sigorta gibi giderler, uzun vadede yatırımın getirisini olumsuz etkiliyor. Altınları kasalarda saklayan yatırımcılar için bu harcamalar, ciddi bir yük yaratabilir.
Krizin etkileri, özellikle Dubai gibi bölgelerdeki gümrük ve sigorta işlemlerini aksatarak altın likiditesini sınırladı. Londra tipi büyük külçeler, parça parça satılamadığı için likiditeyi kısıtlayan başka bir faktör olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca, siyasi risklerden korunmak amacıyla Batı dünyasında depolanan altınlar, hukuki riskler de oluşturabilmektedir.
Tokenize Altının Yükselişi
Tokenizasyon, fiziksel altının dijital ortamda temsil edilmesine olanak tanır. Bu sayede token sahibi, altın varlığını birkaç dakika içinde dünya genelinde aktarabilir. Dünya Altın Konseyi’ne göre, tokenize altın varlıkları, likiditesi yüksek alternatiflerle etkin bir denge oluşturabiliyor.
Mevcut tokenize altın ürünleri, PAX Gold ve Tether Gold gibi seçeneklerle milyarlarca dolarlık hacme ulaşmıştır. Ancak bu ürünler genellikle ABD ve İngiliz hukuku ile düzenlenen bölgelerde bulunmaktadır.
Yeni Zelanda ve GoldNZ Modeli
Başbakan Christopher Luxon, 2025’te yaptığı açıklamada, ülkesinin jeopolitik istikrarını ve finansal şeffaflığını vurguladı.
Bu istikrar, Yeni Zelanda’yı “orta kıyı” finans merkezi olarak ön plana çıkardı. Techemynt tarafından tanıtılan GoldNZ ürünleri, tamamen tahsisli fiziksel varlıklar üzerine kurulu olup, kara para aklama karşıtı düzenlemelere uygun hale getirilmiştir.
Yeni Zelanda’nın, blockchain tabanlı varlıkları ulusal politikalara entegre etmesiyle, ülkenin tarafsız konumu ve regülasyonlara verdiği önemle Orta Doğu yatırımcılarına çekici alternatifler sunduğu gözlemleniyor. Bu bağlamda, yatırımların Batı finans sistemlerinden bağımsız yollara yöneldiği fark ediliyor.

