Küresel çapta merkez bankaları, altın rezervlerini artırıyor. 2026 yılı itibarıyla altının toplam rezervler içindeki payı %26,6’ya ulaştı. Bu oran, 1993’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviye.
Altının Yükselişi
Altın alımları, 2022 sonrası daha da hız kazandı. Enflasyon dalgalanmaları, küresel siyasi belirsizlikler ve yaptırımlar nedeniyle merkez bankaları, rezervlerinde altına daha fazla yer veriyor. Bu değişiklik, Asya, Avrupa ve Latin Amerika’da belirgin hale geldi.
Merkez bankalarının rezervlerinin %26,6’sı artık altından oluşuyor; bu oran 30 yılın zirvesi.
Altının karşı taraf riski taşımaması, yani başka bir varlığa bağımlı olmadan değerini sürdürebilmesi, merkez bankaları için cazip hale gelmesini sağladı.
Doların Etkisi ve Altının Geleceği
Doların küresel rezervlerdeki payı azaldıkça, altının önemi artıyor. Uluslararası Para Fonu verileri, doların rezervlerdeki yerine ilişkin çarpıcı veriler sunuyor.
JPMorgan Chase’in analizine göre, hem devlet hem de kurumsal yatırımcılar, makroekonomik belirsizliğin sürdüğü bu dönemde altına yatırım yapmayı sürdürüyor.
Asya’da da altın alımları dikkat çekiyor. Özellikle Japonya’da 2026’da altın ihracatı belirgin bir artış gösterdi. Sektördeki gelişmeler, yatırımcıların altına olan ilgisinin uzun vadede artacağını gösteriyor.
Amerikan piyasalarında bazı şirketlerin gelirlerinin belirli sektörlerde yoğunlaşması ise, yatırımcıların daha sağlam yatırım araçlarına yönelmesine neden oluyor. Bu eğilim, küresel finansal yapının farklılaşmasına katkı sağlıyor.

