Japonya Merkez Bankası (BoJ), ülke ekonomisi açısından önemli görülen borsa yatırım fonlarını (ETF) elden çıkarmak için kapsamlı bir plan hazırlığında. Banka, yıllar içinde ciddi birikim yaptığı bu varlıkları, piyasalarda sarsıntıya yol açmamak amacıyla çok temkinli bir şekilde ve düşük hacimlerle satmayı değerlendiriyor.
Satış Sürecinin Uzunluğu ve Strateji
BoJ’un elindeki ETF’ler, yaklaşık 83 trilyon yen değerindeyken, defter değeri ise 37 trilyon yen seviyesine ulaştı. 2023 Eylül ayında yönetim kurulu tarafından alınan karara göre banka, yıllık yaklaşık 330 milyar yenlik satış hacmini geçmeyecek. Bu tempoyla gidilirse, mevcut stokun tamamen eritilmesi 100 yılı aşkın bir süre gerektirebilir.
Banka yetkilileri, satışların ani fiyat hareketlerine neden olmaması için süreci dikkatlice yürüteceklerini belirtiyor. Geçmiş yıllarda da zor durumdaki finans kurumlarından hisse satışlarında, piyasa tepkisini azaltmak için benzer bir yöntem izlenmişti.
Piyasa Dengesine Verilen Önem
Satışların piyasalarda istikrarsızlık yaratmaması, BoJ’un temel önceliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Bankanın, olası bir küresel finansal kriz gibi büyük bir şok durumunda bu süreci askıya alabileceği konuşuluyor.
BoJ yetkilileri, ‘Piyasalarda istikrarı korumak ve fiyat dalgalanmalarını engellemek amacıyla her türlü önlemi alacağız,’ şeklinde açıklama yaptı.
Satış sürecini yönetmek için yapılan ihale sonucunda Sumitomo Mitsui Trust Bank, işlemlerin yürütücüsü olarak belirlendi. Bu bankanın, işlemleri piyasa likiditesini zarar vermeden ve düzenli bir biçimde gerçekleştirmesi bekleniyor.
Uzmanlar, Japonya Merkez Bankası’nın bu politikasıyla bilanço riskini azaltırken, ülkedeki kurumsal yatırımcıların borsada yıllardır devam eden bağımlılığını da kademeli olarak sona erdirmeyi hedeflediğini düşünüyor.
Finans çevreleri kadar kripto para piyasası da BoJ’un hamlelerine odaklanmış durumda. Uzmanlar, Bitcoin ve ilgi gören altcoin’lerin, küresel finans piyasalarının bu gelişmeye nasıl yanıt vereceğine göre fiyatlarında dalgalanma yaşanabileceğini öngörüyorlar.
Bu gelişmeler, Japonya’nın finansal politikalarında yeni bir dönemi başlatırken, sadece yerel değil, küresel piyasalarda da yakından takip edilen bir süreç haline geliyor.

