Küresel tahvil piyasalarında artan satış baskısı, dünya genelinde tahvil getirilerinin tarihi zirvelere ulaşmasına neden oldu. Özellikle ABD’de 10 yıllık devlet tahvil faizinin %5’i aşması, 2007 yılından bu yana en yüksek seviyelerine ulaşmasına neden oldu. Aynı şekilde 30 yıllık tahvil faizinde de %5,4’ün üzerinde bir artış kaydedildi. Bu durumun başlıca sebepleri arasında artan petrol fiyatları, enflasyonist baskılar ve yoğun tahvil ihracı yer alıyor.
ABD Tahvillerinde Beklentiler
ABD tahvil piyasasındaki stres, petrol fiyatlarındaki yükselişin ve kamu finansmanına yönelik endişelerin artmasıyla derinleşti. Bu gelişmeler, enflasyonist baskının artmasına neden olurken, yüksek miktardaki tahvil ihracı da fiyatları düşürerek getirilerin artmasına yol açtı. Bunun yanında, bütçe açığı ve uzun vadeli borçlanma maliyetleri de ek kaygılar yarattı.
Piyasalarda ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 16 Eylül’de politika faizini artıracağı yönündeki beklentiler ise güçleniyor.
Bu durumda, ABD’nin 10 yıllık tahvil faizinin %5 üzerinde seyretmesi halinde, bu durumun riskli varlıklara yönelen sermaye akışını etkileyebileceği düşünülüyor. Bazı piyasa analistleri, getirilerin %6 seviyesine kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Asya ve Avrupa Tahvil Piyasaları
ABD’deki bu tahvil faiz artışları, Asya ve Avrupa’ya da yansıdı. Japonya’da 10 yıllık devlet tahvili faizi %3’e ulaşarak 1996’dan bu yana en yüksek seviyesine çıktı. İngiltere, Fransa ve Almanya gibi Avrupa ülkelerinde de benzer bir durum söz konusu. Bu ülkelerdeki tahvil faizleri de kendi rekor seviyelerini gördü.
Büyük ekonomilerde uzun vadeli getirilerin eş zamanlı yükselmesi, küresel tahvil piyasasındaki satış baskısının yaygınlaştığını gösterdi.
Döviz piyasasında da etkiler hissedildi ve dolar/yen paritesi son bir haftanın en yüksek seviyesine çıkarak yukarı yönlü bir seyir izledi. Bu durum, tahvil piyasalarındaki stressin döviz piyasalarına da yansıdığını gösteriyor.
Öte yandan, Japonya’da hükümet, gıda ürünlerindeki tüketim vergisini geçici olarak düşürme kararı alarak, piyasaları rahatlatmayı hedefliyor. Bu düzenlemenin, ülkenin ekonomik dinamiklerini ve bütçesel dengelerini nasıl etkileyeceği dikkatle izlenecek.

