New York’ta, kripto para dünyasında derin bir iz bırakan bir dava geçici olarak durduruldu. Dava, Bitcoin‘in yaratıcısı Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu iddia edilen cüzdanların mülkiyet hakkını konu alıyordu. Galaxy Research’ün Araştırma Başkanı Alex Thorn, sosyal medya hesabından bu gelişmeyi duyurdu ve olayın kripto para sektörü için önemini vurguladı.
Davanın Genel Hatları
Mart ayında New York Yüksek Mahkemesi’nde açılan bu dava, 3,799 milyon Bitcoin üzerinde hak iddia etmektedir. Davada, “Noah Doe” adı altında ismi açıklanmayan kişi ve iki Wyoming merkezli limitet şirketi yer alıyor. Davacılar, hareketsiz Bitcoin adreslerinin, New York’un kayıp eşyalarla ilgili mevzuatı kapsamında kendilerine ait olduğunu iddia etmektedir.
Özellikle Satoshi Nakamoto’ya ait olduğu düşünülen ve yaklaşık 1,09 milyon BTC içeren adresler hedef alınmıştır. Eğer bu talep kabul edilirse, mülkiyet konusunda yeni bir emsal oluşturulması mümkün olabilir.
Davada, Nakamoto’ya ait Bitcoin’lerin kayıp mal sayılabileceği ve bu nedenle bunu “bulan” tarafın sahiplik kazanabileceği iddia edildi.
Tartışmalar ve İtirazlar
Mahkemeye 29 Mayıs’ta müdahil olan Ian R. Cohen, davanın hukuki zeminini eleştirdi. Ona göre, New York’un kayıp eşya yasası, Bitcoin gibi özel anahtarlarla korunan varlıklar için geçerli değil. Bir adresin hareketsiz kalmasının, o varlığın sahipsiz olduğu anlamına gelmeyeceğini ifade etti.
Cohen’in görüşlerine göre Bitcoin’deki sahiplik, özel anahtar kontrolüne dayanır ve özel anahtarı erişilemeyen bir cüzdanın “bulunmuş” statüsüne sokulması mümkün değildir.
Cohen, özel anahtara dayanarak Bitcoin sahipliğinin belirlendiğini ve hareketsiz adreslerin kayıp mal olarak değerlendirilemeyeceğini mahkemeye sundu.
Yargıç Kararı ve Olası Sonuçlar
4 Haziran’da Yargıç Kathy King, dava sürecini geçici olarak sonlandırdı ve Cohen’in duruşma talebini kabul etti. Bu kararla, davacıların lehine olabilecek bir yokluk hükmü de askıya alınmış oldu. Davacı avukatı bu duruma itiraz etse de, Cohen bu itirazlara cevap niteliğinde bir güncelleme sundu.
Kripto varlıkların zincir üstü hareketlerinin kamuya açık kayıtlarda görünmesi, davacıların kullandığı adres tespit yönteminin hatalı olduğu konusunda soru işaretlerine sebep oldu. Bu durum, davacıların “bulunmuş varlık” iddiasını daha da zayıflatabilir, çünkü kapsadığı adreslerin bazıları aslında hâlâ faal olarak kullanılıyor olabilir.

