Boğaziçi Üniversitesi CARF tarafından yapılan araştırma, Türkiye’nin kripto para ekosisteminde önemli bir konumda bulunduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Cenk C. Karahan ve Prof. Dr. Vedat Akgiray imzasını taşıyan çalışmada, Türkiye’nin stablecoin işlem hacmi oranıyla dünya genelinde lider olduğu belirtiliyor.
Yüksek İşlem Hacmi ve Global Sıralama
2023-2024 döneminde Türkiye’nin stablecoin işlem hacmi, GSYİH’nın %4,3’üne ulaşarak 38 milyar dolara erişti. Çalışmaya göre, “Türkiye’nin kripto varlık benimsenme oranı %20’ye ulaşarak küresel ölçekte üçüncü sırayı aldı.” Bu durum, ülkenin MENA bölgesinde lider kripto piyasası konumuna gelmesine katkı sağladı.
Araştırma, Türk lirasının değer kaybı ve kur oynaklığının yüksek hacme sebep olduğunu belirtirken, stablecoin’lerin güvenli liman olarak tercih edildiği gösteriliyor.
Stablecoin Piyasasında Dönüşüm
2025 yılında stablecoin piyasasında önemli bir yapısal değişim yaşandı. Günlük işlem hacmi 200 milyon dolardan 70 milyon dolara düşerken, altcoin işlem hacmi hızla arttı. Bu, yatırım tercihinde daha riskli araçlara geçişin işareti olarak değerlendiriliyor.
Sermaye Çıkışı ve Rezerv Kullanımı
Türkiye’deki stablecoin kullanım mekanizmalarının yabancı ihraççılara bağımlı olması, sermaye çıkışını hızlandırıyor. Çalışmada, “USDT rezervlerinin %65,7’si ABD Hazine tahvillerinden oluşmakta.” Bu durum, Türkiye’deki işlemlerin yabancı ülkelere fon sağladığı anlamına gelir.
Düzenleyici Çerçevenin Gelişimi
Türkiye’deki kripto varlık düzenlemeleri hızla şekillenmekte. Kripto hizmet sağlayıcıları için geliştirilen yeni yasalar, sermaye yeterliliği şartlarını netleştirdi. Ancak stablecoin ihraç lisansları ve rezerv yönetimine dair ayrıntılı düzenlemeler henüz tamamlanmadı.
Yerli Stablecoin Modeli Önerisi
Karahan ve Akgiray, Türkiye’de iki aşamalı bir yerli stablecoin modeli öneriyor. İlk aşamada, dolar bazlı fakat Türkiye’de tutulan rezervlerle desteklenen bir model düşünülüyor. İkinci aşama ise Türk lirasına dayalı bir stablecoin geliştirilmesini içeriyor.
Riskler ve Koşullar
Stablecoin modellerinin, çeşitli riskler barındırdığı ifade ediliyor. Önerilen modelin, “rezervlerin likidite tamponları ile desteklenmesi ve sıkı denetim altında tutulması gerektiği” savunuluyor. Uluslararası finans sistemine entegrasyon, modelin sürdürülebilirliği açısından önem arz ediyor.
Bu çalışma, Türkiye’nin kripto para piyasasında önemli bir güç olarak yer alabileceği bir geleceği işaret etmektedir. Doğru politikalar ve düzenlemelerle, Türkiye’nin bu potansiyeli hayata geçireceği düşünülüyor.

