Federal Rezerv (Fed), yılın ikinci toplantısında beklenildiği gibi faiz oranlarını değiştirmeden sabit tuttu. Ocak ayında başlayan bu yaklaşım, enflasyonist baskıların devam etmesi nedeniyle piyasalarda herhangi bir indirimin yakın vadede gerçekleşmeyeceğini gösteriyor.
Donald Trump ve Powell Çatışması
ABD eski başkanı Donald Trump’ın, Fed Başkanı Jerome Powell üzerinde baskı yapmasına rağmen Powell, görev süresi boyunca faiz indirimlerinden kaçınma politikasını sürdürüyor. Fed’in faiz kararı, ekonomik görünüme dair beklentileri de kapsıyordu. Bu süreçte faiz oranları sabit tutuldu.
Fed, ortalama faiz oranı tahminini önümüzdeki yıllar için %3,125 olarak belirlerken, uzun vadeli faiz oranı beklentilerini %3,1 olarak güncelledi.
Ekonomik Projeksiyonlar
Fed’in uzun vadede faiz indirimleriyle ilgili net olmayan bir tutumu bulunuyor. Yedi politika yapıcı 2026 yılı için faiz indirimi öngörmüyor, ancak sadece bir kişi 2027’de faiz artışını bekliyor. Faiz kararından çıkan diğer önemli öngörüler de dikkat çekiyor.
İşsizlik oranı, 2026 sonunda %4,4 olarak öngörülüyor. Bu oran, Aralık ayı tahminleriyle uyumlu bir seyir izliyor.
Büyüme beklentilerine baktığımızda, Fed politika yapıcıları 2026 yılında %2,4’lük bir Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) büyümesi öngörüyor. Bu oranın, önceki tahminlerde belirtilen %2,3’ten daha yüksek olması olumlu bir gösterge olarak değerlendirilebilir.
Enflasyon tahminleri ise 2026 yılı sonu itibarıyla %2,7’ye çıkmış durumda. Çekirdek enflasyonun da %2,5 yerine %2,7 olacağı tahmin ediliyor, bu da fiyat istikrarı için dikkatli olunması gerektiğine işaret ediyor.
Fed, gösterge faiz oranını %3,5–%3,75 aralığında sabit tutma kararı aldı. Ancak Fed üyesi Miran, faiz indirimi yönünde muhalefet eden tek kişi oldu.
Faiz kararının ardından piyasalarda karışık tepkiler görüldü. Özellikle Bitcoin, bu açıklamalar sonrası bir miktar yükseliş eğilimi gösterdi. Fed’in açıklamaları sonrası piyasalarda durumu yorumlamaya çalışan yatırımcılar, ekonomik görünümlerini yeniden değerlendiriyor. Fed’in açıkladığı veriler, ekonomik durumun devam eden belirsizlikler içinde ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor.

