ABD kripto para regülasyonları, stablecoin getirileri üzerinde bankalar ve politikacılar arasında oluşan gerilimlerle tekrar gündemde. Mevcut yasa düzenlemeleri, stablecoin ihraç edenlerin doğrudan faiz ödemelerini yasaklıyor fakat borsa platformlarının bu getirileri kullanıcılara aktarmasına izin veriliyor. Bankacılık lobilerin ve Bank of America CEO’su Brian Moynihan’ın uyarılarına göre, bu durum bankalardan büyük miktarda mevduat çıkışına yol açabilir.
Bankalar ve Kripto Şirketleri Arasında Çatışma
Bankacılık sektörü, CLARITY Yasası’nın bu boşluğu kapatması gerektiğini savunuyor. Bu yasa, kripto piyasasının denetimini SEC ve CFTC arasında paylaştırmayı amaçlıyor. JPMorgan Chase CEO’su Jamie Dimon da bankalar gibi düzenleme gerektiğini ve mevcut ödüllerin faiz benzeri ödemeler içermemesi gerektiğini dile getirdi.
Trump, sosyal medya üzerinden bankacılık sektörüyle kripto endüstrisi arasındaki çekişmeyi artırarak, “Kongre’yi piyasa yapısını belirleyen düzenlemeleri geçirmeye” çağırdı.
Coinbase CEO’su Brian Armstrong ise bankaların bu tutumuna karşı gelerek, dijital varlıkların rekabet baskısı altında olduğunu ve geleneksel finans kuruluşlarının da stablecoin faiz ödemelerine yöneleceğini savunuyor. Geçen yıl, 125’den fazla kripto şirketinin, mevcut düzenlemelerin piyasa istikrarını bozabileceği gerekçesiyle karşı kampanya başlatması, konunun hassasiyetini daha da artırdı.
Zaman Daralıyor
Beyaz Saray ise mart ayı başına kadar bir uzlaşma sağlanması için baskı yapıyor. Bu arada, CLARITY Yasası Senato Bankacılık Komitesi’nde beklerken, yeni bir düzenlemeye dair henüz belirli bir tarih verilmedi.
OCC tarafından yayımlanan yeni öneriler, stablecoin ihraççılarının getiriler üzerinde ek kısıtlamalaryla karşılaşabileceğini işaret ediyor. Senatör Cynthia Lummis, Trump’ın çağrılarını desteklerken, konunun hızla çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.
2026 ara seçimleri ve yaklaşan tatil takvimiyle sınırlı kalan zaman, regülasyon süreçlerini zorluyor. Eğer kısa sürede uzlaşma sağlanamazsa, ABD’nin kripto para düzenlemelerinde küresel rekabet gücünü kaybetme riski bulunuyor.

