Ethereum’un kurucu ortağı Vitalik Buterin, Ethereum Foundation’ın gelecekteki stratejisinde kontrollü bir mali sıkılaşma dönemine gireceğini duyurdu. Bu strateji, hem Ethereum’un teknik gelişim yol haritasını hızlandırmayı hem de vakfın uzun vadeli sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyor. Buterin, bu planların vakfın beş yıllık perspektifi çerçevesinde geliştirildiğini belirtti.
Mali Disiplin ve Teknolojik Hedefler
Önümüzdeki beş yıl boyunca Ethereum Foundation, “ılımlı mali disiplin” sürecine girecek. Bu sürecin, Ethereum’un performans ve ölçeklenebilirlik hedeflerinden ödün vermeden, merkeziyetsizliği, dayanıklılığı ve uzun vadeli sürdürülebilirliği güvence altına alması bekleniyor.
Vakfın birincil odak noktası, Ethereum’un blokzincir altyapısının geliştirilmesi olmaya devam edecek. Buterin, Ethereum’un geniş bir erişim yerine, ihtiyacı olan kullanıcılar için güvenilir bir altyapı sunmasının önemli olduğunu vurguladı. Kullanıcıların, kendi egemenlikleri, güvenlikleri ve gizlilikleri ile bu altyapıya erişebilmesi merkezi bir hedef olarak belirleniyor.
Buterin’in Kişisel Varlık Yönetimi
Vitalik Buterin, kişisel varlıklarından 16.384 ETH aktararak mali disipline katkıda bulunacağını açıkladı. Bu varlıklar, özellikle açık kaynak, güvenli ve doğrulanabilir yazılım ve donanım projelerine destek için kullanılacak. Bireysel egemenlik ve güvenliği önceleyen altyapıların geliştirilmesi de hedefler arasında bulunuyor.
Desteğin odaklanacağı alanlar arasında finans, iletişim, yönetim sistemleri ve güvenli donanım projeleri yer alacak. Ek olarak, biyoteknoloji çözümlerinin de bu vizyona dahil olduğu belirtildi. Buterin, sıfır bilgi kanıtları ve ileri kriptografik tekniklerin bu hedeflerin temel yapı taşları olduğunu ifade etti.
Aynı zamanda merkeziyetsiz ve güvenli staking modelleri üzerine çalıştığını belirten Buterin, bu modellerin uzun vadeli hedefler doğrultusunda kullanılabileceğini söyledi.
Ethereum’un, açık ve doğrulanabilir teknolojik ekosistemin önemli bir unsuru olduğuna dikkat çeken Buterin, teknik katmanın insan ve topluluk güvenliğini destekleyen bir araç olarak tasarlanması gerektiğini belirtti.

